Az Bilinen Ama Mutlaka İzlenmesi Gereken 10 Film

Size bu listede Esaretin Bedeli veya Piyanist gibi kült filmler önermeyeceğim. Onun yerine daha kıyımda köşede kalmış ya da popülerliği çok kısa sürmüş filmleri listeledim. İçlerinde izlemediğiniz filmler bulacağınız eminim. İyi seyirler…

10- Fokus (Focus)

Konusu:Nicky zamanının en usta dolandırıcılarından biridir. Bir gün Jess Barrett adında genç güzel ve çekici bir kadın ile yolları kesişir. Sıradan bir kadın olmayan Jess, soygun konusunda en az Nicky kadar önemli bir potansiyel barındırmaktadır.Acar dolandırıcı Nicky’nin, bir yandan acemi Jess’e işin inceliklerini öğretirken, diğer yandan da genç kadını tedirginlik verici bir şekilde yaklaşma girişimi başarısız bir biçimde sonlanır. Nicky ilişkiyi birden bire keserek Jess’ten uzaklaşma kararı alır. Üç yıl sonra, Jess, artık başarılı bir femme fatale olmuş ve Buenos Aires’te yüksek bahisli araba yarışları camiasında sözü geçen biri haline gelmiştir. Jess, Nicky’nin en son ve oldukça tehlikeli tezgahının en kritik noktasında onun planlarını alt üst eder ve Nicky’nin dünyasını karartır.

Will Smith’in acemi dolandırıcı Jess’e karşı duygular besleyen deneyimli aldatmaca ustası Nicky’yi canlandırdığı film, aksiyon dozu yüksek bir aşk öyküsüne ev sahipliği yapıyor

Sürükleyici aynı zamanda merak uyandırıcı bir film. Her sahnede ters köşe olma ihtimaliniz var. İzlemediyseniz kaçırmayın derim.

9- Yalnız (Solo)

Konusu: Solo, kaza sonucu kayalıklardan düşen genç bir sörfçünün hayatta kalmak için verdiği mücadeleyi konu ediyor. Alvaro Vizcaino, Kanarya Adası’ndaki en mükemmel dalgayı arayan genç bir sörfçüdür. Kanarya Adası’na oldukça uzak bir bölgeye giden Alvaro, deniz kenarındaki kayalık bölgede dolaşarak sörf yapmak için en uygun yeri seçmeye çalışır. Tam doğru noktayı bulduğu sırada kaza geçiren Alvaro, kayalıklardan aşağıya yuvarlanır. Yüzlerce metre aşağıya düşen Alvaro ağır bir şekilde yaralanır. Issız bir bölgede olan genç adamın yardımına koşacak kimse yoktur. Alvaro, adeta bir ölüm kalım savaşı ile karşı karşıyadır. Günün sıcaklığı, gecenin soğukluğu, dayanılmaz acı ve şiddetli susuzlukla savaşan Alvaro, bir süre sonra halüsinasyonlar yaşamaya başlar. Ölümün eşiğine gelen Alvaro, hayatta kalmak için acımasız doğanın üstesinden gelip korkuları ile yüzleşmek zorundadır.

Kendinizi karakterle bütünleştireceğiniz ve ben aynı durumda kalsam ne yapardım Diye sorgulayacağınız bir film. Mutlaka izleyin

.

.

8- Meg: Derinlerdeki Dehşet

Konusu: Meg: Derinlerdeki Dehşet, tarih öncesinden kalma bir canavarı durdurmaya çalışan Jonas Taylor’ın hikayesini anlatıyor. Uluslararası bir deniz altı gözlem programının parçası olan derin deniz sualtısı, soyunun çoktan tükenmiş olduğu düşünülen büyük bir yaratık tarafından saldırıya uğrar. Hasar gören denizaltı, mürettebatı içeride kapana kısılmış bir halde, Pasifik Okyanusu’nun en derin yerinde durmaktadır. Vizyoner Çin okyanus bilimcisi, kızı Suyin’in gönülsüzlüğüne rağmen, mürettebatı kurtarması için uzman derin deniz kurtarma dalgıcı Jonas Taylor’ı tutar. Taylor sualtının çevresinde süzülen bu canavarla daha önce de karşılaşmıştır; tarih öncesinden kalan ve iki buçuk milyar yıl önce soyunun tükendiği zannedilen, 23 metrelik bir Megalodon. Taylor aşağıda sıkışıp kalmış herkesi kurtarmak için kendi hayatını riske atmalı, korkularıyla yüzleşmeli ve dünyanın en tehlikeli yırtıcısının karşısına çıkmalıdır…
Jason Statham başrollü üstlendiği filmin yönetmen koltuğunda John Turteltaub oturuyor. Yıldız oyuncuya Bingbing Li, Cliff Curtis, Rainn Wilson, Ruby Rose, Winston Chao, Page Kennedy, Jessica McNamee, Ólafur Darri Ólafsson, Robert Taylor, Sophia Shuya Cai ve Masi Oka gibi isimler eşlik ediyor.

Yüksek prodüksiyonlu ve kaliteli oyuncularla dolu bir film. Jason Statham kaliteli oyunculuğunu göstermiş gerçekten.

7- Zafere Hücum (Rush)

Konusu: Zafere Hücum, iki yarışçı arasındaki rekabeti konu ediyor. 1976 yılında gerçekleşen Alman Grand Prix yarışında Niki Lauda’nın kullandığı Ferrari ikinci round’un sonunda yaşadığı bir sorun nedeniyle yarış dışı kalır ve birincilik ezeli rakibi James Hunt’a gider. Bu kaza sonrasında Lauda yaralanır; aradan geçen altı haftanın ardından olağan hırsı ve öfkesiyle pistlere geri döner. İki yarışçı arasında italyan Grand Prix’i ile başlayan mücadele diğer yarışlarda katlanarak devam eder. Hedef dünya şampiyonluğudur…

Avusturyalı F1 yarışcısı Niki Lauda ve İngiliz rakibi James Hunt arasındaki dillere destan rekabeti konu alan film, Formula 1’in altın döneminde, 1970’lerde geçiyor.
A Beautiful Mind filminin Oscar ödüllü yönetmeni Ron Howard’ın yönettiği filmin başrollerini Daniel Brühl ve Chris Hemsworth paylaşıyor.

Bu filmi şimdiye kadar izlemediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz. Çok etkileyici bir film.

.

.

6- Zamana Karşı (In Time)

Konusu: 25 yaşına gelen insanların, yaşlanmayı durdurmak için var güçleriyle çalışmak zorunda olduğu bir gelecekte geçen filmde, zaman gerçekten para ve güç demek.
Will Salas (Justin Timberlake), bir hata sonucu cinayetten hüküm giyer ve hapishaneden kurtulmak için tek şansı gerçek yüzünü gördüğü sistemi çökertmektir. Zira zamanın rahatlıkla satın alınabildiği bu sistemde zenginler sonsuza kadar genç kalarak yaşarken fakir ve güçsüz olan ise ölerek, elenir. Üstelik kendi yaşayamadıkları yıllar başkalarının hayatlarına eklenir. Güçs üz olanlar sadece bir gün daha hayatta kalabilmek için ‘zaman’ dilenir, ödünç alır hatta bazen zamanı çalar. Will Salas ise bütün bu yozlaşmış sisteme karşı baş kaldırır…

Başrollerini son dönemde müzik çalışmalarına ara veren ve sinemaya yönelen Justin Timberlake ile yeni Scarlett Johansson olarak anılan Amanda Seyfried’in paylaştığı filmin yardımcı oyuncu kadrosunda ise Olivia Wilde, Alex Pettyfer, Cillian Murphy gibi isimler var.

Daha önce Gattaca, S1m0ne ve Lord of War’ı hem yazıp hem yöneten, The Truman Show ve The Terminal gibi filmlerin senaryosunu kaleme alan Andrew Niccol’un son projesi büyük beklenti yaratıyor…

Bu film için fazla söze gerek yok. Eğer bilim kurgu seviyorsanız, aklınızı kaçıracağınız bir film.

.

5- Ultras

Konusu: Yaşlanan bir futbol fanatiği, kendisine ve genç bir takipçisine çok farklı gelecekler vermek için uğraşıp dururken geçmişinin gerçekliğiyle yüzleşir. 2020 İtalya yapımı dram türündeki Ultras filmini Francesco Lettieri yönetiyor. Netflix platformunda yayınlanan Ultras filmi 9 Mart 2020 tarihinde gösterime girdi.

9 Mart tarihinde yayınlandı. Değişik bir konuya sahip olması ve bir italyan filmi olması ile cezbedici. Bir şans verin.

.

.

.

4- 6 Underground

Konusu: 6 Underground, kenti suçlulardan kurtarmak için kendilerini ölü olarak gösterip, suçluların peşine düşen 6 kişilik milyalder grubun hikayesini konu ediyor. 2007’de başlayan uzun soluklu Transformers serisinin ünlü yönetmeni Michael Bay’in kamera arkasına geçeceği aksiyon filminin başrolünü Ryan Reynolds üstleniyor.

Gene bir Netflix filmi. Çok yüksek prodüksiyon ve aksiyon içerir. Aksiyon seviyorsanız keyif alacaksınızdır.

.

.

3- Let’s Dance

Konusu: Babasının şirketinde çalışmak yerine hayallerinin peşinden koşarak dansçı olmak isteyen bir gencin hikayesi. 2019 Fransa yapımı Let’s Dance filmini Ladislas Chollat yönetiyor. Komedi, romantizm ve müzikal ögeler barındıran Let’s Dance filmi 27 Mart 2019 tarihinde gösterime girdi.

Bir fransız filmi. İnsanın dans edesi geliyor. Eğlenceli ve farklı bir film.

.

.

.

.

.

2- Asfaltın Kralları (Ford v. Ferrari)

Konusu: Asfaltın Kralları, 1966 yılında düzenlenen Le Mans 24 Saat Yarışı’nın gerçek hikayesini konu alıyor. Henry Ford II ve Lee Iacocca ikilisi, tuhaf ancak kararlı bir grup Amerikalı mühendis ve tasarımcıdan sıfırdan bir otomobil yapmalarını ister. Otomotiv vizyoneri Carroll Shelby (Matt Damon) ve İngiliz şoförü Ken Miles’ın (Christian Bale) başını çektiği ekip, uzun yıllardır pistlere egemen olan Ferrari’yi Fransa’da düzenlenen 1966 Le Mans Dünya Şampiyonası’nda alt etmek için işe koyulur.

Bu filmi illaki görmüşsünüzdür. Özellikle bu listeye eklemek istedim. ¨Yarış filmi bu ben sevmem¨ falan demeyin çok güzel ve dram yüklü bir film soluksuz izleyeceksiniz.

.

.

.

.

.

.

1- Deli ve Dahi ( The Professor And The Madman)

Konusu: Deli ve Dahi, Oxford İngilizce Sözlüğü’nün yaradılışının gerçek hikayesini konu ediyor. Professor James Murray, gerçekleştirmek istediği proje için gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadır. Onun amacı, Oxford İngilizce Sözlüğü’nün on bin kelimelik ilk baskısını hayata geçirmektir. Çalışmalarını sürdürdüğü sırada Murray’in eline akıl hastanesinden büyük bir çalışma geçer. Çok tehlikeli hastaların konulduğu bir akıl hastanesinde yatmakta olan Dr. W.C. Minor, profesöre 10,000 kelimelik bir çalışma gönderir. Minor’un gönderdiği bu liste, ikilinin yollarının kesişmesine neden olur. Yönetmen koltuğunda Farhad Safinia’nın oturduğu biyografik yapımın başrolünü Mel Gibson üstleniyor. Senaryosunu yönetmen ile John Boorman ve Todd Komarnicki’nin birlikte kaleme aldığı filmin oyuncu kadrosunda Natalie Dormer, Sean Penn, Ioan Gruffudd, Jennifer Ehle, Jeremy Irvine gibi isimler yer alıyor. Simon Winchester’ın kitabından esinlenilen yapımın görüntü yönetmenliğini ise Kasper Tuxen üstleniyor.

Bu filmi size nasıl anlatsam bilmiyorum. Sanki o dönemlere gidip o sözlüğün yazımında bulunuyorsunuz. Kesinlikle çok etkileyici bir film. Bu filme özel bir ilgim var.

İYİ SEYİRLER…

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön