“Her şey sadece özgür olduğum sürece gerçekti”

“Her şey sadece özgür olduğum sürece gerçekti” -Stefan Zweig

İnsan, kendini ne zaman özgür hisseder? İstediğin her şeyi yapmak özgürlük müdür? Tam tersi, asıl özgürlük, yapmak istemediğin hiçbir şeyi yapmamaktır. Nelson Mandela’nın da dediği gibi…

“Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok. Ruhunuzu satmayın yeter.”

Peki mecbur kalmak, mecburiyet, o zaman ne yapacağız? İstemiyoruz ruhumuzu satmak ama mecburuz. İnsanın bazı şeylere mecburiyeti vardır, onu yapmaya mecburdur.

Stefan Zweig’ın mecburiyet kitabı da tam bu konu üzerine düşünmemizi, sorgulamamızı sağlıyor. Kısaca özet geçmek gerekirse, 1. dünya savaşı zamanlarında, savaştan kaçarak İsviçre’ye sığınan bir asker olan Ferdinand. Yeni yuvasında resim yaparken, çayırlarda çimenlerde gezerken iç hesaplaşmalarını, hayatı, savaşı, özgürlük kavramını ve daha birçok konuyu sorgulamasını okuyoruz.

Ferdinand bir gün ülkesinden bir mektup almasıyla, hayatı başına yıkılır. Askerlik muayenesi için ülkesine çağrılan Ferdinand, sonsuz bir buhrana düşer. O artık insan öldürmek, savaşmak, mermi sesleriyle uyanmak istemiyordur. Barış istiyordur, sonsun bir barış. Bu isteğini şu cümlelerle açıklıyor…

“Burada, barışın içinden karşı tarafa, savaşa baktığında anlamsızlığı görmüyor musun?”

Savaşın anlamsızlığından ve kasvetinden bıkmış tükenmiş bir adam Ferdinand, ama mecbur, savaşa gitmek zorunda, onu tekrar çağırıyorlar. İnsan mecburiyeti olunca da özgür olabilir mi? Stefan Zweig’ın mecburiyet kitabında bunları okuyoruz ve biz de içsel bir hesaplaşmaya giriyoruz. Eğer mecburiyet kitabını hâlâ okumadıysanız vakit kaybetmeden okuyun kesinlikle. Size yeni pencereler açacak ve savaş dönemini daha iyi anlamanızı sağlayacak bir eser.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön